Sürdürülebilirlik artık bir \"tercih\" olmaktan çıkıp, finansal tablolar kadar kritik bir \"yasal zorunluluk\" haline geldi. Özellikle Kamu Gözetimi Kurumu (KGK) tarafından yayınlanan Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile oyunun kuralları değişti. Peki, 2025 yılında sizin şirketiniz de bu kapsamda mı?
KGK'nın belirlediği kriterlere göre, aşağıdaki eşik değerlerden en az ikisini art arda iki raporlama döneminde aşan şirketler, zorunlu raporlama kapsamındadır:
Aktif Toplamı: 500 Milyon TL ve üzeri
Yıllık Net Satış Hasılatı: 1 Milyar TL ve üzeri
Çalışan Sayısı: 250 ve üzeri
Not: Bu limitler enflasyon ve yönetmelik güncellemelerine göre değişiklik gösterebilir. Güncel durum analizi için uzmanlarımızla görüşebilirsiniz.
Borsa İstanbul'da işlem gören şirketler, bankalar, sigorta şirketleri ve finansal kiralama şirketleri (KAYİK - Kaynak Kuruluşlar), büyüklüklerine bakılmaksızın veya daha düşük limitlerle raporlama sürecine dahil edilmektedir.
Şirketiniz Türkiye'deki limitlerin altında kalsa bile, eğer Avrupa Birliği'ne ihracat yapıyorsanız dolaylı yoldan zorunlusunuz demektir. Avrupalı müşteriniz, kendi tedarik zinciri raporlaması (CSDDD) için sizden karbon ayak izi verilerinizi ve sürdürülebilirlik beyanınızı talep edecektir.
Ticari Kayıp: AB'li müşterilerin tedarikçi listesinden çıkarılma riski.
Finansman Erişimi: Bankaların \"Sürdürülebilirlik Endeksi\"ne uymayan firmalara kredi vermeyi zorlaştırması.
İtibar Kaybı: Şeffaflık sağlayamayan markaların değer kaybetmesi.
Özetle: 2025 yılı bir geçiş değil, tam uygulama yılıdır. Raporlama altyapınızı bugünden kurmak, yasal bir yükümlülüğü yerine getirmenin ötesinde, şirketinizi geleceğe taşımaktır.